dede bakkal vardı,üçe alıp beşe satmazdı,
apartman gibi "bakkal "defteri vardı,
yırtık pırtık,pantolon,
ayaklarında trabzon lastiği
"yedi yaşlarında "bir çocuk,,
üşüyen ellerine "hoh" yapıp,
Dede,,babam gönderdi,de,,bi paket bafra cigarasıynan,yarım kilo toz şeker versin,"mayışı "alınca veririm dedi..
bardak dibi gözlükleriyle,
izmarit kadar kalemle titreyen elleriyle,kargacık,burgacık, yazısıyla;
mehmete, yarım kilo şeker,bi dene bafra,
yazar,gözlüklerinin üzerinden çocuğa bakıp,al len deyyus deyip,kavanozdan bir akide şeker uzatırdı...
iyi adamdı,"dede"adını hiç bilmezdik,sadece dede,ve dede bakkal,
bir torunu vardı,dükkandan aşırdıklarını
getirir,, dere boylarında iç ederdik,
yerken biraz kendimize kızardık ,
çocukluk işte,yinede harika tadı vardı
hiçte "boğazımızda "kalmadı ,
Ah Dede,dede bakkal ,bakkal mı kaldı,
öldüğünde,dükkandan şeker çalan torunu
veresiye defterini yırtıp atmıştı,
her yer süpermarket,her yer Avm,,
git bir şey almayı bir dene bakalım , babam maaş alınca verecek de,
havanı alırsın,
yediğin fırçalar da cabası olurdu.
amaçları sadece "k?r"etmek olan bu heyulalar bu günlerde ,mahalle
bakkallarının köküne kibrit suyu ekti ,
marka satıyoruz,kalite satıyoruz diye
donumuza kadar aldılar,
her şey alana kadar,
aldıktan sonra
ödemeyemezsen,beş katını,
hiç ödeyemezsen onbeşkatını,
bilmediğimiz falanca kanunun filanca maddesine istinaden,
diye başlayan filimler çevrilir,evde buldukları her şeyi "icra ile "alırlar,
kalırsın cascavlak,,
Sonra dedeye fatiha okur,
ne adamdı be diye,
hayıflanır durursun ,,
ama bütün kabahat bizim,
reklamlarla pompala,
parası olana rampala,
olmayanı kovala...!!!
gün ola harman ola
mahalleler bakkalla dola,
Ah Dede,vah dede,
düştük ne hale..
veresiye defteri,
geri gele....
veresiye defteri,,,
gitti güme.....
şeref ÜNAL..