11.06.2020 – 02:11
Yeni yazımızda buluşmanın heyecanı ile hepinize
Candan ve Gönülden Selamlarımı Sunarım
Eskiden insanlar birbirlerinin sesini duyabilmek ya da birbirini görebilmek için türlü zahmetlere katlanırlardı. Engin denizler, aşılmaz dağlar, çekilmez yollar… Onlar için hiçbiri zor değildi. Çünkü birbirlerini gerçekten çok severlerdi ve değer verirlerdi.
Kimisi ustasından meslek için, kimisi hocasından ilim için, kimisi de insanlığa hizmet için o zahmetlere seve seve katlanırdı. Sonuçta hepsi işini severek yapardı. Bu işin olmazsa olmazı sevmekti…
Hele birde mektup vardı; yazması ayrı güzel, okuması ayrı güzel ki; sormayın… Mektupla selam verilir, güzel kelam edilir, maruzat aktarılır (yaşça büyüklere, ustanın kendi ustasına, talebenin hocasına vb. sorma şekline maruzat aktarma yada bildirme denir) sonrasında sabırla ve heyecanla cevap mektubu beklenirdi. Nihayet cevap mektubu gelir, heyecan ile açılır ve maruzata ne cevap verildi diye özenle okunurdu. O mektubu okuyan kişi de maruzata karşılık ne cevap verildi ise ona harfiyen uyardı…
Neden bir anda usta olunamıyor, düşündünüz mü hiç? Bir kişinin usta olabilmesi için çıraklığa kabul edilmesi lazım. Öyle hemen kabul de olunmaz. Önce aday çırak, kabul olursa “eti senin kemiği benim” diyen bir Baba. Ustasına ve büyüklerine peki demesini bilen bir Çırak > Kalfa Yardımcısı > Kalfa > Usta yardımcısı > Usta ve en son mesleğin Usta Öğreticisi…
Şimdi günümüz insanlarının yaşantısına gelince üzülmemek elde değil. Google’dan öğrendiğiyle büyüğüne, öğretmenine ya da herhangi bir işin ustasına saygısızlık yapılıyor. Sebebi ise Google da sözüm ona cevabı var. O bilgiler Google üzerine büyüklerimizin bilgisi, tecrübesi üzerinden aktarıldı. Onlar olmasaydı nasıl olurdu merak ediyorum doğrusu!
Birde “Google üzerinde olan her şeyin doğru olduğuna iman edilmesi” fikri var ki bu hepten sapkınlık. İman edilmesi diye hususi söylüyorum, çünkü yanlış olma olasılığını düşünen dahi yok. Oysaki emeksiz gelen bedava bilginin ya da paranın hiçbir zaman değeri olmamıştır…
Peki, günümüzde büyüklere, öğretmenlere, ustalara vb. neden saygı yok? Saygı duyulacak insan mı yok, yoksa saygısızlık mı çok..! (Burayı ayrı bir düşünmenizi rica ediyorum, daha sonra hususi işleyeceğiz) Sonuç olarak saygısızlık yüzünden ana değerlerimize verilen hasarlar onarılamaz sorunlara yol açtı...
Şimdi ana başlığımıza dönelim; “Menfaatimiz olmasaydı..!” eveeet, menfaatimiz olmayınca birbirimize selam dahi vermiyoruz, değil mi? Hatta kimisi var ki; Adımız Ahmet olsun. “Ooo Ahmetçim nasılsın, hiç arayıp sorduğun yok” vb. hemen ardından “ya bizim geçen hallettiğin şu iş vardı ya hani, yine sorun çıkardı” menfaat işte, işi düşmese aramayacak zaten. Oysaki işin yapılmasından bu yana üç sene geçmiş…
Siz, siz olun mümkün mertebe eşinizi dostunuzu yalnızca işiniz düşünce aramayın. Arada halini hatırını sormak için de arayın. Eğer gerçekten değer verdiğiniz ve işleri düşmeden sizi arayan birileri varsa onları özel tutun. Bu kişileri sadece işiniz düşünce aradığınız zaman onların dostluğunu kaybetmeniz kaçınılmazdır. Onları kaybettiğiniz an müşteriden öteye geçme şansınız kalmayacaktır…
Dostlarını sadece işi düşünce arayan, sonrasında müşteri muamelesi gören ve ardından da kötü söz edenlere gelince! Yahu siz hâlâ daha suçlu mu arıyorsunuz..?